Yaş baş mühim diil...
Dişi Kemalettin Tuğcu'nun adının Fanhüransa değil Fahrünnisa Elmalı olduğunu 17'imde;
Taksim'de İçerikköy diye bir dolmuş durağı bulunmadığını, o durağın adının İçFeriköy olduğunu dolmuş durakları kaldırılmadan az önce, 21'imde;
Güney yarımkürede kışken kuzeyde harbiden yaz olduğunu 25'imde;
Gerçek diye bir mefhumun asla varolmadığını, aslolanın inanç olduğunu, bu yüzden inançsızlığın gerçeklikten kopmak gibi çoook keyifli bir sonucu olduğunu 33'ümde;
Geçmiş yüzyılın en büyük keşfinin klitoris değil, bilgisayarlı tomografi olduğunu 35'imde;
Troçki'nin gerçekten herşeyi bildiğini, ama çenesi çok düşük olduğu için kimseyi kendine inandıramadığını 37'imde;
Aşkın şir-i pençeye sebep olabileceğini 40'ımda;
Akşamcılığın iyi bişiy olduğunu 42'imde;
Galatasaraylılığın üç körün bir fili tarifinden ibaret bir şehir efsanesi olduğunu 45'imde;
Touch pad'in çalışma prensibini 47'imde;
Hiçbir engel tanımayan "yaşam biçimi" ile ideoloji arasında ciddiye alınması gereken girift ilişkiler bulunduğunu, kimin elinin kimin cebinde olduğunun pek de belli olmadığını ilk benim keşfetmediğimi, bununla ilgili ciddi adamların ciddi çalışmalarının mevcut olduğunu geçen ay;
öğrenmiş bulunuyorum...
Öğrenmenin sonunun olmadığını doğduğumdan beri biliyordum...
Bu yazıyı da, hayır, bunun için falan yazmadım...
Sadece başkalarının bloglarında ukalalık edebilmek için böyle bir alan yaratmanın daha pratik olduğunu keşfettim biraz önce, boş kalmasına da gönlüm razı olmadı...
Hepsi bu yani...
30 Temmuz 2008 Çarşamba
Kaydol:
Yorumlar (Atom)